Elmalılı Hamdi Yazır:
Bir de davacilarin kissasi geldi mi sana? Hani surdan asarak mihraba ulasmislardi.
Diyanet İşleri Başkanlığı:
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
Ali Fikri Yavuz:
Bir de (Davûd mescidde ibadetle meşgul olduğundan kapısında bekçiler vardı. Kapıdan içeri giremiyen) davacıların haberi geldi mi sana? Hani duvardan çıkıb mescide inmişlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş):
Birde davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır (Sadeleştirilmiş 2) :
Bir de davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı.
Hasan Basri Çantay:
Sana o da´vâcıların haberi geldi mi? Hani onlar dıvardan mescide tırmanmışlardı.
İbni Kesir:
Sana davacıların haberi ulaştı mı? Hani onlar ma´bedin duvarına tırmanmışlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen:
Ve sana o davacıların haberi geldi mi? O vakit ki, ibadetgâha tırmanıp çıkmışlardı.
Tefhim-ul Kuran:
Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani onlar mihraba (Davud´un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı.
Diyanet Vakfi:
(21-22) (Ey Muhammed!) Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanıp, Davud´un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. «Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster» dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır (Orijinal):
Bir de hasım kıssası geldi mi sana? Hani surdan mihraba aştıkları vakıt